Bu Blogda Ara

23 Haziran 2018 Cumartesi

hane

Gönül ne gam ister
Ne lafı-i şaháne .
Gönül yâren ister
Yâre baháne...


.


ferkul
21haziran2018
16.3
4

SANA YÜRÜMEK YAKIŞIR ŞİMDİ...


Sana dinginlik yaraşır, bana yalnızlık şimdi. Dönülesi yollardasın, uzanası kollarda.

 Yoksulluktan nasibini almış sözlerin. Yorulmuşsun biteviye yaşarmış’lıklardan… Gibilere tutsaksın şimdi…

Donakalmış ufuklarda gözlerin. Uzak bakışlı, durgun sular almış yüreğini… Kendi sularında yitik kalmışsın, kendi sılanda garip…

Yara da sen saran da sen olmuşsun yâren de sen, kendine kanar, aynalara yakarır olmuş yüzün…

Dört duvar bir odaya adımlarını saymış yürümek bilmez ayakların… Her adım unutturmuş yaşamaktan saydığın duyguları… Bir adım, sevgiye, bir adım hasrete, bir adım geçmişe sayfa olmuş, unutulmuşsun…

Dört duvar, dört çerçeve bu kadar mı hünerli? Böylesi kayboluş yakışmamış sana…
Topla duvardaki resimlerini, dışarıya at adımlarını. Dışarıda umut!


Dışarısı bahar, dışarısı kan kırmızı gün batışı…
Güneşten senden yana, dünya sırtında taşıyor yüreksizliğini…


Yılgın insanlar topluluğu çevrelemiş yaşamını… Yılmaktan yanıldığını göremez olmuşsun… Her geçen günde vazgeçerken kendinden, bir parça eksilirken, küçük bir yumak olmuş benliğin evrende, göremiyorsun… Bir çift göz gerek sana şimdi, bir çift yürek, coşkun denizinde dalgalarıyla seni kaldıracak… Bir çift el gerek tutup kaldıracak…
Silkinip arın şimdi, topla kırık parçalarını dünyadan… Ellerinle yeniden kur, yaşam denilen yanılgıyı…


Yakamozlar gibi, coşkun sular gibi, çağla, haykır, bağır bağırabildiğin kadar, kendini anlat, sevdanı yazar gibi, umuda kuşan zırhını… Açıl özgürlük denizine, yelkenlerin hep fora…
Dik dur kalkamazsın, eğilirsen … Yakışmaz sana düz duvarda yürümek…Yakışmaz sana durgun suda boğulmak… Bütün yollar sana açık, bak.!..


Bak da gör nasıl gözler var sonbaharda bile, umuda çiçek açmış, yaprak dökmemiş…
Sana yürümek yakışır şimdi, kalabalıklar yaraşır…


Bana da senin gitmediğin yollarda yürümek ;
senin kalabalığında yalnızlık...



.


ferkul

23 Eylül 2007 Pazar

20 Haziran 2018 Çarşamba

BULANIK


Saçmaladım. Saçtım çiçekleri, döktüm ortaya . Görmedi kimse, duymadı içimden geçtiği gibi-yi, yakışanı giydim, yakışmayanı çıkarıp attım da yazdım hece hece. Ama harfler seçilmedi bir türlü, renkleri görmek mümkün mü gecenin içinde?


Anlamadınız.

Zordur, çıkmaz sokağın içinde yolunu bulmak sonsuzluğun. Zordur, bir hikâyeden mısra çıkarmak.

Koca bir dünya kurdum aynadan, şiire vurdum tokmağı. 

Duymadınız. 

Su döktüm kovalarca bağıra çağıra susarak , doldu taştı da kaldırımlar , ıslanmadınız.


Karıştı renkler, bulandı aklım...


Okumadınız.



.

ferkul
18haziran2018
16.32

2 Mayıs 2018 Çarşamba

Bir İlmek Daha!...




Hepimiz bir işçiyiz gün dönümü içinde.İlmek ilmek dokuyoruz hayatı.

Herkesle ve her şeyle birlikte yükledikçe sevgiyi sırtımıza, her seferinde yanılsak da, bir kere daha, bir kere daha derken; umutla, şevkle, sabırla, yine düğümlense de ilmekler, geçip gitse de yıllar, vazgeçmeyişimiz takdire değer.

Halbuki atılan her ilmekle farkında olmadan büyüyor her geçen gün, küçülmüşlüğümüz. Gücü, büyüdükçe küçülmekten de aldığımız da doğrudur muhakkak .

Azaldıkça çoğalmışlık, çoğaldıkça azalmışlık ikilemi bundandır, kim bilir ?

Sevginin gücü, emek.
Emeğin gücü: umut


Kim bilir belki hayaller gerçek olur?
Akan sular da elbet bir gün durulur.


Haydi, bir ilmek daha!...

Kimbilir belki bir gün, yüreğe dokunan bulunur.
.
ferkul

22 Nisan 2018 Pazar

pazara

Şuraya güneşli bir pazar bırak.Çiçek açsın umutlar.

İster yürü kilometlerce, koş saatlerce, ister kal evde, çayını demle. Aç perdeleri sonuna kadar, ışık olsun, aydınlık doğsun ruha. Balkona çık, pencere önündeki çiçeği kokla. Ağaca bak, daldan düşen yaprağa, kanat çırpan kuşa, yoldan geçen simitçi çocuğa, elele dolaşan şu yaşlı karı kocaya, başının üstünden geçen buluta, dosta ve düşmana, yalana dolana, düşe ve düşsüzlüğe, gülümse. 

Aç gözlerini! Nefes al, verme hüzne neş'eyi. Şiir oku, şarkı söyle, ihlas eyle, dua et, şükür eyle.

İstemezsen de çek yorganı başına, kapat gözlerini dünyaya, bozuk para gibi harca kendini, heba et bir koca bir ömrü. Gün de dün de ömürdendir çünkü. Hayalsiz, düşsüz, umutsuz an, olur mu? Reva mı dünya uyanıkken uyumak yaşamaya? Otur bir ağıt yak bir de üstüne, düne bugüne, yarına. Kapat gözlerini bahara, değer mi?


Dön yüzünü göğe, maviye, buluta.
Gökyüzü herkesin, bahar da. 


Umuda çiçek açtır, kokusu dünyayı sarsın, yüreğe güneş doğsun.
Şuraya bir mutluluk bırak, senin, benim, herkesin olsun.😊 Yarasın.


Çaylar da benden olsun...


.
ferkul

22nisan1018
11.45

13 Nisan 2018 Cuma

Ve yağmur yağar.


Sağnaktan boşanırcasına damlalar. Yer gök ıslak. Bir aydınlık, bir karanlık. Şimşek çakar, gürler içindeki çığlık sesi. Ürperirsin.


Ürpertir seni fırtınalar seni, sen bildin bileli, belki de hep böyleydi. Hüzün adın olmuş, sanını kendisi büyütmüş. Rüzgarın da yağmurun da, yere düşen yaprağın da hüznü sende, sen sen olalı. Sende dalda kalmış kanadı kırık kuşun tasası.


Bu tufan başka sanki, gürültülü bir kalabalık içinde tek başına kalmış gibi. Bir o tarafa bakarsın, bir bu tarafa, bir yanda şimşekler, her tarafın yalnızlık. Korkarsın duysaydın içindeki sesi. Ürperirsin, üşür teninin her bir gözeneği.

Her zaman da böyledir aslında rüzgârın esişi sert gelir, dinlemek bile zor, ama yağmurun sesi bir şarkıdır. Aradaki farkı görebilmek kadar hissetmek de gerek aslında. Rüzgar rüzgarlığını yapacak, yağmur sel bırakacak ille de toprağa. İlle de bir yanık türkü nağmesi duyarsın ister istemez böyle havalarda, her namesinde bir ayrılığın ve kavuşmak nedir bilmeyenin fukara nakaratı. Sonrası bitmez tükenmez bir sükûnet, bir yılgınlık, yüreğine işleyip gözlerini ufka yönelten bir dalgınlık...


Karışırsın, bir dinginlik, bir bitmez kavga içindeki kendinle. İçeride ve dışarıda olan sen iki başka dünya. İçerisi aydınlık, kucak açmış yağmura.Dışarıdakinin gözü kör, kulağı sağır sevgiye.


Sonrası bir uyku. Uyanıkken uykuda olmak, nedir, bilir misin? Islanır yapraklar, ıslanır gözlerin.Yokuş aşağı yuvarlanırken bir yağmur damlası tutar elinden. Birlikteyken ayrı gibi, ayrıyken birlikte ıslanır gibi düşler.


Bazen de takılır dilinin ucuna bir çocuk hüznü. Düşünürsün. Yürüdüğün yollara döşenen taşlar boyunca sıralanır kelimeler. Yaşamışlığın ve yaşanmamışlığın yükü biner sırtına.
Sonra bir kelebek uçar başının üstünden, bir serçeye takılır gülüşün.

Gülümsersin.

Bir güne ve bir ömre sığmayacak hayallerin ve düşlerin varsa, umut dediğin tükenir mi?
Tükenmez elbet...


Ve yağmur yağar.


Islanır kelimeler.


.


ferkul


26şubat2018
08:45

KAN' AT

Her gece
Umudu
Bir yastığa sarıp
Uyutuyorum
Ninnilerle.
Kuşluk vakti
Kanatlanıp
Uçsun diye...



.
ferkul 

5nisan2018
22.41

DÜŞ/ÜN/CE



Fazlaca hayatı sorgulayıp olmazlara ve olabilirliğe takılan insanlardansanız düşündüklerinizden oluşturduğunuz parmaklıklar arasında kaldığınızı farketmeden yaşar, gidersiniz farkında bile olmadan.

Kendi kendinin esareti altında olmak böyle bir şey... Düşünceler kafesiniz. Ne kadar çırpınsan işin içinden çıkamadığın anlar da olmuştur kimi zaman, düşüncenize hapsolmayı, içinde yaşamayı benimseyip dışarı çıkmak istemeyişiniz de. Mutluluğu düşündüğünde bulmak da, düşündüğünde boğulmak da, kader değilse de; esaretin alışkanlığa dönüştürdüğü de bir gerçektir.

Bazen kafesinin kapası açıkken de hapissindir. Korkarsın bir adım daha atmaya. Kanat çırpmaya ve süzülmeye havada. Güneşe aldanmak kendini kandırmaktır çünkü.
 

Bir buluta değişir seni, bulanır gönlün.Her güneş ne yakar, ne de ısıtıp aydınlatmaya yeter insanı.

Sonra da tam orta yerinde kalakalırsın öyle açık kapının.Bir sağa bakarsın, bir sola, yukarılar ürkütür, aşağısı uçurum . Ama belki sağ , sol , alt ve üstten de hepsini birden aşıp orta da bir çözümse de, adım atmak ürkütür.


Böyle bir şey mi alıştığını sevmek?


Kendi mahkumluğuna alışır mı insan?..

Kimbilir?

Ya siz? Bir adım daha, ne dersiniz?

Değişir mi dünya?



.


ferkul