Bu Blogda Ara

16 Şubat 2018 Cuma

unuttum



Unuttum
Bütün bildiklerimi.
Ve hatta bilmediklerimi de.
İstediğim kadar yeniden
Yanılabilirim...
Şimdi en baştan
Sevebilirim...



.


ferkul
14şubat2018
18:09

çirkiniz



Kimimiz yaptıklarından, yapamadıklarından,
Kimimiz yaşadıklarından, yaşayamadıklarından
Düşündüklerinden, düşündürtemediklerinden
Kimimiz sevdiklerinden, sevmediklerinden,
Kimimiz kadirden, kıymetten
Kimimiz insaniyetten,
Kendimizi bilmediğimizden
Bilmeyi ve bilinmeyi istemediğimizden
Karanlıktan ve aydınlık görmemişlikten
Mevsimden ve mevsimsizlikten
Sevmeyi bilmediğimizden,
Kimimiz ve hatta hepimiz
Belki de hiç birimiz 




Çirkiniz...




.



ferkul
15şubat2018
16:47

14 Şubat 2018 Çarşamba

gelir mi_?




Bekle


Az sonra

Bahar


Gelecek...



Çiçek açacak gökyüzü. Işıyacak sabahın aydınlığı yüzünde. Gözlerinde aşk kokusu.
Eğecek boynunu yine akşam olunca papatyalar.
Çocuk gülüşleriyle yeşerecek toprağın üstü.
Şiirler yazılacak adına, türkü olup çağlayacak dillerde.
Sevdanın ve vefanın ismi pelesenk gibi dillerde dönüp dolaşacak gün dönümlerinde. Düşe bürünecek dünyanın rengi. Her renginde bir aşk gökkuşağı.



Ne savaş, ne kavga, ne ka/la/balık, ne elem, ne keder!


Yokuş aşağı yuvarlanırken insanlar, düze inecek her bir adımla, her doğan günle, yaşanacak dünya_alem, sevgiyle, barışla, inançla, kuşanacak her bir yürek..


Bekle


Az sonra


Bahar 



Gelecek...




.






ferkul

11şubat2018
15:08

13 Şubat 2018 Salı

bir

Her He
Her r

yok_luk

Sonra
Eskiyorsun...
Eskitiyor seni zaman.



Unutuyorsun dönüp dönüp bütün bildiğini. Aramak ve bulunmak arası bir döngüde kaybolmaya başlıyor yüzün. Ki her çizgisi bir milyon hüzün yılından arta kalmış, gözlerinin ve dudaklarının kenarında birikmiş özlemler, düşler, hayaller...

Susmayı ve düşünmeyi seçiyorsun zamana ve yanılmışlığa yenilip. Konuştuğun bütün cümleler ele veriyor içindeki tek kalmışlığı.Tek ve yek bir çınar gibi, kuşsuz, serçesiz, kurumaya başlıyor her bir dalın. Yine de olsun diyorsun varım ya, ayaktayım ya, buradayım ya.İşte burada başlıyor tevekkül ve teslimiyet dedikleri o sihir.Ama ne yapsan, ne etsen bir boşluk artık sonrası, eskimişlik ve yorgunluk.Bırakıyorsun öylesine kendini yaradana kolların açık, dilinde hep dua. 


Belki tükendiği yerden başlar bütün yokluklar, belki bir çiçek açar kurak toprakta diye diye, beklemeyi yaşamaktan sayıyorsun ve susmayı seçiyorsun bütün konuşulup eksik kalmışlığa rağmen. Suskunluk yoruyor. Yorgunluk alışkanlığa dönüşüyor, her gün yudumladığın çaya benziyor rengi.Belki hatta, her daim ayakta kalmak da geçmişi ve geleceği eskitiyor yavaş yavaş. Yoruldukça yıpranıp köşeye atılmış bir sen kalıyor senden geriye.


Bu sen, sana yeter mi?

Eskidikçe yenilenmek o kadar kolay mı?


Ve başlamak, bitirdiysen gökyüzünün resmini çizmeyi, silip yeniden boyamaya çalışmak gibi...

Eskimen de kimseye dahil değil.Yeniyken de böyleydin, sen kimseye benzemedin. Kendin olmak böyle bir şey mi, böyle bir şey mi yıllara ve yollara yenilmek?



Şimdi hepten eskimiş düşün.


Sonra


Sonrası var mı?




.


ferkul

10 şubat2018
16:07

21 Ocak 2018 Pazar

olsa!

Küçük bir oda, sofa. Pencere kenarında anneanneden kalma beyaz dantelli divan. Gümbür gümbür yanmaktan kızarmış bir soba. Günle dün pencere pervazında asılı gün batımı kızıllığında. Kimseler yok yanıbaşımda, yalnız ben ve kendim.Yansa odun gibi çatırdayarak , kömürleşen düşünceler, düşündürtmeler, kederler, yaşanmış ve yaşanmamışlıklar.
 
Üstünde fokurdayan güğüm, tavşan kanı sıcak bir bardak çay... Soba dedikleri yaksa, kavursa içimdeki soğuğu. Üşümek nedir, bilmesem. İçinde kaybolup gitse dün, yarın, çözülse şu kördüğüm.
Tükense tükenmez dedikleri kalem, harf nedir, alfabe nedir bilmesem, unutsam bütün öğrendiklerimi. Bilmesem, hiç bilmeyi bile. Bitse kelimeler, susturabilsem beynimde konuşup duran cümleyi. Harfsiz, kelimesiz susturabilsem kendimi...


Sessizliğin içinden bir ses :
" Hepsi hepsi düştü gördüğün!
Yavrucuğum bugün senin düğünün.
Geçti, bitti o günler. "



Otursam divan ucuna.Dalsam gitsem uzaklara, lapa lapa bir kar yağsa veya yağmur dışarıda şakır şakır, gürleyerek yıksa yeri göğü şimşekler. Korkutmaz beni hiç bir afet, yıkamaz beni benden başka kimse. Ve yaradan, dokunsa yüreğime. O'ndan gayrisi yalan.


Akşama dar vakit, kılsam namazımı. Dua ile etsem niyazı.Güne ve düne dair, umudu da bindirsem ufkun kızıllığına, dünya ve aleme, ve hatta insana dair ne varsa, hatırlamasam. Kalemime çığ düşse. Unutsam kendimi bile.


Dağılsa ka/la/balıklar.


Şuracığa kıvrılsam.


Uyusam.



.


ferkul


170cak2018
17:56


?

Herkes gitti
Bir ben kaldım
Tam ortasında yalnızlığın...



Bir ben
Sana yeter mi
Tam ortasında yaşamın?



.


ferkul
20 ocak 2018
19:47

20 Ocak 2018 Cumartesi

AYRIMSAMA VE AYRIŞIM DENKLEM


Ve ben şimdi güneşli, güzel günlere hasret, yağmur içinde sele kapılmış bir yaprak gibi, savrulmuş düşlerin içinden geçiyorum.
O düşler ki beni sen yapan bir başka hayatın içinden geçip gittiler.

Geçmiş, düş ve bir' den bozulmuş iki.
Biz dediğin de neydi ki?
Tek kişi düşünmekten unuttum ikiliği.

             Ki ne zordur, bilmezsin, bir iken ikiymiş gibiyi yaşamak.

Ne ben sağnakta bir damlayım şimdi, ne sen yüreğimde kanaması durmaz bir yara.Bütün bilinmişliklerden arta kalamamış bir sen ve ben bilmecesi...
Hatta kimbilir belki geçmiş ve delilikti, içimizde kaynayıp duran sarsıntının adı  özlemekten çok.

Belki de peşinden koşturduğumuz kendi ayaklarımızın gölgesiydi, kimbilir?
Bu yüzdendir arasıra kendi kendime söylenmelerim, dalıp gidişim uzaklara.
 O uzaklar ki her rengi başka bir gökkuşağı. 
Ne desen anlıktır artık görüntüsü...

Silinir...


Kolay değildir kendi resmini çizmek aynalara.Bilemezsin. Öyle kolay değil, yağmurdan sonra rengârenk dökülüvermek ortalığa, 
salıvermek herşeyi akışına,
 onca yaşanmışı bırakıp bir kenara.

Bitmez tükenmez, geri gelmez dün dediğin.Öylesine hüzünlerde ansızın çıkıverir karşına, türküsü hep söylenir.

 
İşte böyle bir sona geldi zaman.Belli ki hiç de başlamamış idi.


Uyandım...


.


ferkul
8 ocak2018