Bu Blogda Ara

17 Nisan 2008 Perşembe

AŞK__ SA, NE RENKTİR ?...


AŞK__ SA, NE RENKTİR?...


Şimdi size aşktan bahsedeceğim...

Gidip de dönmeyenden,
arkasına bakmadan yürüyenden,
güneşe sırtını dönüp aya yüz sürenden,
ne gidebilen, ne kalabilenden,
yaşanmış ve yaşanılamamış sevdalardan,
sevda deyip de geçilmeyenden söz edeceğim...

Belki dokunmadan yüreğinize, gözlerinizden süzülüverecek ahlar, belki bir parça olup akıp gidecek birkaç dakikası yaşamın içinde, var olacak belki yoksulluğunuz... Belki belli belirsiz bir gülümseme yerleşecek dudaklarınıza... Eğer başlayışla bitiş arasındaki o çizgiyi yaşamışsanız, ‘tabii varsa?’ diyeceksiniz... Neredeyse?..
Hani olur ya, karanlıklar içinden bir umut ışığı, küçük bir yol, çıkmaz sokağın ucunda, veya yolun sonunda bir başlangıç kapısı açılır aniden, muştlanırsınız, yeniden parlar gözleriniz, yenidenliğe bir başlık atarsınız yeni bir kitaba başlar gibi, ilk kez okuyormuş gibi, ilk kez görüyormuş gibi, ilk nefesi alıyormuş gibi...
Kaçıştır, saklanıştır önce... Bulunduğunda kayboluştur aslında, bilinmeyendir, sonradan görülen, fark edilendir... Aşksa sahi, nerededir?...

Şimdi size aşktan bahsedeceğim... Gerçek aşklar yaşanmamışlardır, kavuşulmadıkça aşk, olur derler... Birliktelik başlayınca aşk biter, alışkanlıklar başlar derler, denilip de konuşulan, bitmeyen her cümledir aşk... Çoğu kez söylenmekten çok suskunlukta anlatılır... ‘Aşk’ tır yerle bir edilip fırtınaya tutulmuş yürek depremlerini yaşatan... Küçük bir pembe bulutla başlar önce... İçinize sıcacık bir şeyler yerleştirir, gülümsetir, sevindirir, şaşırtır, uçurur sanki... Özgür bir kuştur, bulutların arasında rengarenk kanatlarıyla, sizi de alıp götüren...
Var ile yok arası, belirsiz bir tanımdır, birdenbire benliğinize yerleşiveren, kaçılmaz, kaçınılmaz... Anlamı tartışılmaz... Bir bilinmezlik denizi ötesinde bir hayali ben kavramı içine yerleştirilir.... Unutursunuz, kimsiniz, nerdesiniz, nesiniz, kimdir karşınızdaki, onu siz mi yarattınız?... Hayatın içinde farkındalığın en olmadığı bölümüdür aşk...

İlk sarsıntılar başladığında, pembe bulutlar yerini başka renklere bıraktığında, kendinizi, ıssız bir ovada kaybolmuşluğunuzu seyretmeye başladığınızda, bulursunuz ... Uzak bir gurbete saklanmıştır gözlerinizin ışıltısı, uzaklar çeker sizi, yakışıksız yollarda bulunmuş birkaç cümlede kalmıştır sevdanız, sevda sandığınız bulutlarınız uçurup gitmiştir hayal kuşlarınızı... Bir yerlerde pişmanlıkla karışık bir acı çöker yüreğinize, yapışır, bırakmaz, bıraktırması zor ve hatta imkansızdır... Sonu başından bellidir aslında... Bellidir de, her seferinde yeniden, bile bile kapılır gidersiniz sarhoşluğuna... İlk günlerin pembeliğidir gerçekte aşkı aşk yapan... Ömürden ömür kopartan, bağırta bağırta bir parçanızı alıp götüren zalim oyuncu , son perdesinde gösterir kendini, gerçek yüzünü... Aslında hayatın gerçekliğinin, tecrübe denilen o yaşanmışlığın ardındaki çok bilmişliğini size yakıştıran, her olayda önünüze çıkıveren, konuşturan, susturan, donuklaştıran, yıllarla birlikte kendini gösteren bu oyuncudan yine de vaz geçemezsiniz.... Her perdesinde sizden çok şeyler götürse de, sizi siz yapan , kendinizi bulduran gerçeklik oyununu oynuyordur kendi tiyatrosunda... Belki de hayatın en acı olaylarını da yaşatsa, yine de en unutulmazı.... En sona gelindiğinde, o bitiş noktasında bile tek kare, o ilk pembe bulutun görüntüsüdür, kimbilir?...

Şimdi size aşktan, bahsettim... Bahsettim mi ki?... Bir bilinmez türküyü söyler gibi, gidilmeyen bir yolda yürümüş gibi, içilmemiş sigara dumanını koklar gibi...Kesin olan bir şey var ki, aşktır... Vardır, değerini bilen yoktur... Aşktır, ne olduğu belli değildir, vardır, büyüktür... Bir ömre sığar mı?.. Bilinmeyendir, bilmeyi bildiğini söylememektir... Aşksa zaten, hayalin ortasında bir gerçeklikse, sizle yaşar, sizden sonra da nefes alır...

Şimdi size aşktan bahsettim... Bilmiyorum ki nedir, yenilir mi içilir mi, nerededir, ne haldedir?.. Nereden başlar, hangi uzak yolda bitirir kendini?... Kimin içindir , ne için, nedendir?... Neden gelip de gidendir, dönüp de görülmeyendir, kalıp da göremeyenedir?...

Neden yenileyen değil de, tüketen, bitirendir?...

AŞK__ SA, NE RENKTİR?...



ferkul
01.21.... 06 nisan2008

3 yorum:

Site Ekle dedi ki...

http://www.site-ekle.net.tc/

Değerli Site Sahibi;
Sitenizi Toplist Kaydı Yaptırarak Hit Desteğine Ulaştırabilirsiniz.Sitenizin Kaydını Üyeliğinizle Yaptırarak Ziyaretçi Artırabilir, Google ve Gelişmiş Diğer Google Gibi Arama Motorlarına Backlink Ekletebilirsiniz.

http://www.site-ekle.net.tc/

Adresini Ziyaret Ederek Site Kaydınızı Yaptırbilirsiniz

Teşekkür Ederiz...

http://www.site-ekle.net.tc/

Adsız dedi ki...

ellrine ve yüreğine sağlık ğene güzel bir şiir yazmışşın

CndEditor dedi ki...

'yeniden parlar gözleriniz, yenidenliğe bir başlık atarsınız yeni bir kitaba başlar gibi, ilk kez okuyormuş gibi, ilk kez görüyormuş gibi, ilk nefesi alıyormuş gibi...
Kaçıştır, saklanıştır önce... Bulunduğunda kayboluştur aslında, bilinmeyendir, sonradan görülen, fark edilendir... Aşksa sahi, nerededir?...'

benim bu yorumumdan önce, 21 Nisan 2008'de yazılan yoruma katılıyorum: 'Gene güzel bir ŞİİR yazmışsınız.'
...
Logistanbul'daki 'Aşk Ne Renktir, Nasıl Kokar?' başlıklı yazıya eklediğiniz yorumda verdiğiniz adresi izleyerek geldim, buldum bu yazınızı. Çok beğendiğimi söylemeliyim. Aşk üzerine, insan aklına gelebilecek birçok demek az gelir, yığınla soruya, söylenceye, anlayışa, yaşayışa yer vermişsiniz.

Bu tür konuları açmakta, sergilemekte, kurcalamakta çok ustasınız.

Elinize, kaleminize, dilinize, gözlerinize sağlık.